ANLATIM BİÇİMLERİ 1

2008-12-23 19:58:00

Düşüncelerin aktarılmasında amaca göre anlatım  biçimleri kullanılmaktadır. Duygu ve düşünceler değişik amaçlarla aktarılır.

Anlatımdaki amaçları şöyle sıralayabiliriz:

·      Kavramları tanımlamak
·      Bir durum ya da karakteri incelemek
·      Bir düşünceyi aydınlatmak
·      Varlıkları belirgin özellikleriyle tanıtmak
·      Bir olayı aktarmak
·      Yerleşmiş duygu, düşünce, davranış ve kanıları değiştirmek
·      Gözlemlenen varlıkları başkalarının zihninde can­landırmak
·      Kişileri, tasarlanan olaylar içinde yaşatarak duygu ve izlenim kazandırmak

Bu amaçlara bağlı olarak dört anlatım biçimi kulla­nılır:

1.    Açıklayıcı Anlatım
2.    Tartışmacı Anlatım
3.    Betimleyici Anlatım
4.    Öyküleyici Anlatım

Bu anlatım biçimleri çoğu zaman tek başlarına kullanılmaz. Birkaçı bir arada bulunabilir.

1. AÇIKLAYICI ANLATIM

Amaç bilgi vermek, herhangi bir düşünceyi ay­dınlatmaktır. Bu bakımdan en çok kullanılan anlatım biçimidir. Bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar… vb) kullanılan bir anlatım içimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğrenmek amacı güder.

Açıklayıcı anlatım, üzerinde durulan konuyla ilgili 'Niçin?, Nedir?, Nasıl?" gibi soruların yanıtını verme­ye yarar.

Bu anlatım biçimiyle bir olay anlatılır, bir şeyin oluşu belirtilir, bir durum, davranış nedeniyle ortaya ko­nur, kavramlar tanımlanır, varlıklar belirgin nitelikleriy­le tanıtılır, düşünceler aydınlatılır.

Açıklama, bilgi verme amacı taşıdığı için ansiklo­pediler, ders kitapları, gazeteler, açıklamalı sözlükler, yemek tarifi kitapları... bu anlatım biçimini kullanır. Yi­ne bir düşüncenin aydınlanması amaç edinildiğinde makale, fıkra, deneme, eleştiri, röportaj... gibi yazı tür­lerinde bu anlatım biçimine diğerlerine oranla daha çok yer verilir.

Açıklamada bir konuyu berraklaştırmak, geliştir­mek, anlaşılır duruma sokmak ön planda olduğu için sanatlı kullanımdan kaçınılır.

Açıklayıcı anlatım biçimi uygulanırken tanımlama, karşılaştırma, örnekleme... gibi düşünceyi geliştirme yolları kullanılabilir.

ÖRNEK: Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir Türkçeyle yazmış,öykücülükte Çehov tarzını benimsemiştir. Onun öykülerini okuyanlar eserin içinde kendilerini,çevrelerini ve hayatta karşılaştıkları kişileri bulur gibi olurlar.Esendal,günlük hayatı iyimser bir hava içinde verir. Öykülerindeki olaylar son derece basittir.

ÖRNEK: MÖ. VI. yüzyılda başlayıp yüzyılımızın başına dek etkisini yoğun biçimde sürdüren türler arasında tiyatro, felsefe ve tarih vardır. İlkçağ tiyatrosu tragedya ve komedya diye ikiye ayrılır. Tragedya, bağbozumu tanrısı Dionysos adına düzenlenen törenlerden doğmuştur. Tragedyanın amacı, seyircide korku ve acıma duygusu uyandırmaktır. Bu da gerilimlerle sağlanır. Oyunun sonunda ise her şey çözüme kavuşur

ÖRNEK 1. Milyonlarca kişi kitap okuyor, müzik dinliyor, tiyatroya sinemaya gidiyor. Neden? Belli ki kendisini aşmak istiyor insan. Gerçek anlamda insan olmak istiyor. Ayrı bir birey olmakla yetinmiyor; bireysel yaşamının kopmuşluğundan kurtulmaya, bireyciliğinin bütün sınırlarıyla onu yoksun bıraktığı ama yine de onu sezip özlediği bir dostluğa, daha anlamlı bir dünyaya geçmek için çabalıyor.

     Bu paragrafta insanların kitap okuma, müzik dinle­me, sinema ve tiyatroya gitme nedenleri  açıklayıcı an­latım biçimiyle veriliyor. Yazara göre bunların nedeni "insanın kendini aşma isteği, daha anlamlı bir dünya­da yaşama arzusu" dur.

2. TARTIŞMACI ANLATIM 
Bu anlatım biçimi, herhangi bir düşünceyi savunmak, okuyucuyu ya da dinleyiciyi bu düşünceye inandırmak amacıyla kullanılır.                                                              
     Aslında tartışmacı anlatım, açıklayıcı anlatımın biçim değiştirmiş şeklidir. Bu anlatım biçimini açıklamadan ayıran yön, okuyucunun ya da dinleyicinin yerleşmiş kanılarını, düşünce ve davranışlarını değiştirmeye yönelmesi, savunulan düşüncenin doğruluğunu                    kanıtlamaya çalışmasıdır.    
     Tartışmacı anlatım biçiminin uygulanabilmesi için öne sürülen önermenin tartışmaya, delillerle kanıtlanmaya uygun olması gerekir. Herkesin üzerinde anlaştığı bir düşünce bu yolla işlenmez. Ancak böyle bir düşünce yerleşmiş anlayışlara aykırı bir taraf bulunduğu
zaman tartışmacı anlatımla işlenebilir.
Bu anlatım biçiminde üzerinde durulan düşünce, yargı ya da öneri ortaya konur. Sonra da düşüncenin neden doğru olmadığı, geçersiz olduğu tartışılır. Doğal olarak tartışmanın amacı okurların belli bir konudaki kökleşmiş yargı ve kanılarını değiştirmek; onların da kendimiz gibi düşünmesini sağlamaktır. Bu anlatımda önce, ele alınan, ispatlanmak veya çürütülmek istenen düşünce açıklanır. Sonra bunun neden doğru olduğu veya olmadığı gerekçeleriyle tartışılır. Yazar bunları yaptıktan sonra kendi görüşünün haklı olduğunu ispata çalışır. Bazen sorular sorar ve bu sorulara cevaplar arar. Tartışmada örneklendirme, karşılaştırma, tanımlama, tanık gösterme gibi yollara başvurulur. Tartışmada “düşünce ve kanıları değiştirme” amacı güdüldüğü için bu anlatım biçimiyle fikirsel ağırlıklı yazı türleri (deneme, eleştiri, sohbet, fıkra, makale… vb) ele alınır.

ÖRNEKLER  1. Günümüzde yaygın bir yanlış vardır: Bilimin kesin olduğu inancı; çağdaş yaşayışın, çağdaş uygarlığın değişmez temeli olan bilimsel kesinlik. Oysa sürekli bir değişikliktir bilimi var edip ayakta tutan.        Bilim bilgi üretir; bilimsel doğrulardır bunlar. Ancak bilim sonsuz bir yenilenme içindedir. Bilimde    öne sürülen her doğru, yanlış olduğu henüz kesinlikle belgelenmemiş olan doğrudur. Birtakım koşutlardan ötürü doğru sayılan bilgilerdir bunlar.    

Bu paragrafta yazar, mantık yoluyla bilimsel doğruların, henüz yanlışlığı belgelenmemiş doğrular olduğunu, her bilginin değişebileceğini kanıtlamaya çalışıyor.                  

2. Kimi şair ve yazarlar, yazdıklarını anlayabilmek için okurların çaba harcamasını, zorlanmasını isterler. Bence bu, kendini beğenmişliktir. Yazdıklarımı anlayabilmek için okur zorlanacağına, onları  anlatabilmek için ben zorlanmalıyım. Bence okur bir kitabı, bir yazıyı okurken, salt anlamak için de­ğil, okuyup anladıktan sonra birtakım sonuçlar çı­karabilmek için çaba harcamalıdır.

Bu paragrafta da yazar, "bir yazar, anlatacağını açık seçik anlatmalı", düşüncesini kabul ettirme çaba­sındadır. İnandırıcı, etkileyici olmak için tartışmacı an­latım biçimini kullanmıştır.

3. BETİMLEYİCİ ANLATIM (Tasvir etme)

Betimleme, varlıkları sözcüklerle görünür kılmadır. Şöyle söylemek gerekirse sözcükleri fırça gibi kullanarak yazıyla resim yapma sanatıdır bir bakıma. Betimleme en yalın biçimiyle sözcüklerle resim çizme işidir. Varlıkların niteliklerini, bu varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir.(Görme, işitme, tat alma, dokunma, duyuları ile ilgili aktarımların bulunması)

Betimleme nesnelerin, varlıkların, belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır. Bu anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır. Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem gerekir. Gözlem sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.

Betimlemede varlıkların duyu organları ile algılanan nitelikleri belirtileceği gibi bu niteliklerin iç dünyamızda uyandırdığı izlenimleri de yansıtabilir.

Bu anlatım biçiminde amaç, varlığı belirgin nitelik­leriyle tanıtmak, varlık hakkındaki izlenimlerimizi be­lirtmektir. Ayrıntılar genelden özele ya da özelden genele doğru sıralanabilir. Sözgelimi bir kentin genel görünümünü anlattıktan sonra özellik taşıyan bir yapısını (hastane, kışla, park, cami…) ele almak genelden özele doğru bir betimlemedir. Bir hayvanın ilgiyi üstüne çeken gözlerinden başlayarak tüm gövdesini tanıtmak da özelden genele doğru bir betimlemedir.

Konuları Bakımından Betimleme Türleri
İnsan betimlemesi (Ruhsal Portre-Fiziksel Portre)
Hayvan betimlemesi
Eşya betimlemesi
Manzara betimlemesi
Olay betimlemesi

Amaçları Bakımından Betimleme Türleri
Açıklayıcı – teknik betimleme
Sanatsal – izlenimsel betimleme

Sanatsal Betimleme - Açıklayıcı Betimleme

Sanatsal Betimleme:
1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmaktır.
Örnek metinler:s.91-92”İnce Memed” ve “Çarşı”

Açıklayıcı Betimleme:
1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.
2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

A)İZLENİMSEL (SANATSAL) BETİMLEME

Yazar, gördüklerini duygularının, düşüncelerinin etkisiyle betimler. Bu bakımdan kişisel kanı ve beğe­nileri ön plandadır. Yazarın amacı, varlıkların kendi­sinde bıraktığı kişisel izlenimleri duyurmak, başkaları­nın zihninde de aynı izlenimleri yaratmaktır. Bundan dolayı roman, öykü gibi sanatsal türlerde bu anlatım biçimi ağırlık kazanır.Duyguların, öznelliğin ağır bastığı betimleme türüdür.

Anlatılanlar kişiye göre değişen nitelikler ve ayrın­tılardır. "Sınıfın insanın içini karartan bir havası vardı." cümlesinde kişiden kişiye değişen bir yargı söz konusudur. Aynı sınıfı bir başkası farklı biçimde algılayabilir. Yukarıda S. Ali'den alınan parça da bir izlenimsel betimleme örneğidir.

Edebi yazılardaki betimlemeler genellikle izlenimsel betimleme örneğidir. Çünkü yazar gördüklerini duygu­larına bağlı olarak anlatır, anlatıma duygularını da katar.

Bu anlatım türünde yazar, varlığın nitelikleri ara­sında seçme yaparak en belirleyici olanları verir. Bun­ları ise üzerinde bıraktığı etkiye göre görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama duyularından birine ya da birkaçına diğerlerinden daha çok yer vererek anlatır.

"Yeşil, yumuşak çimenlerin üzerine oturmuş, göz­lerinden birbiri ardı sıra yuvarlanan gözyaşları arasından bana bakıyor. Oturduğu yerdeki çimen­lerin sarı, yeşil parıltısı gözlerimi kamaştırdı. Gerideki bahçe duvarını gözden saklayan mor ley­laklardan etrafa hafif, serin bir koku yayılıyordu." (Tektaş AĞAOĞLU)

ÖRNEK 1. Kenar mahalleler... Birbirine geçmiş, yaslanmış tahta evler... Kiminin kaplamaları biraz daha ka­rarmış, kiminin balkonu biraz daha eğrilmiş, kimi biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir. Hepsi hastadır; onları seviyorum; çünkü onlar­da kendimi buluyorum.

2. Turna katarları geçiyordu gölün üstünden, gölgeleri maviye dönüşerek. Van Gölü, günün her anında bir renk cümbüşünde yunup arınıyordu. Bir bakmışsın, göl bir anda som turuncuya kesmiş. Bir  bakmışsın, gölün ucundan bir mor şimşeği girmiş, bütün gölü som mora boyayarak öteki ucundan
Çıkmış, ak köpüklü dalgalarla bütün gölü süsleyerek.   

 B) AÇIKLAYICI BETİMLEME       

Bu betimlemede yazar nesnel bir bakış açısıyla Varlığa ait nitelikleri sıralar. Yazarın, anlatıma duygularını katmadan gözlemlerini nesnel biçimde anlattığı betimleme türüdür. Burada amaç, varlığı tanıtmak, okura bilgi vermektir. Yazarın varlıklar karşısın­daki kanı ve beğenileri yer almayacağından dolayı bu betimleme yalnız görüneni belirleyen bir fotoğraftan farksızdır.
Açıklayıcı betimleme daha çok ders kitaplarında kullanılır (Coğrafya kitaplarında...).
Açıklayıcı betimlemenin örneği olan yazılarda yazar, alabildiğine nesnel davranır, gözlemlerini anlatırken kendinden bir şeyler katmamaya özen gösterir.

ÖRNEK

"Bu küçük yerleşim merkezindeki tüm caddeler, merkezinde hükümet konağının bulunduğu mey­dana çıkıyordu. Hükümet konağı en azından yüz yıllık bir taş yapı idi. Onun tam karşısında, hükümet konağına göre çok yeni sayılabilecek belediye binası yer alıyordu. Belediye binası ile Şehir Parkı birbirine bitişikti. Parkın içinde, yaz - kış yeşilliğini koruyan elliye yakın büyük çam ağacı vardı. İlçede­ki iki bankanın reklam amaçlı koyduğu banklar bu ağaçların altında duruyordu..."

Akdeniz Bölgesinin çatısı, Toros dağları tarafın­dan oluşturulmaktadır. Dağlar bazı yerlerde deni­ze çok sokulur, kayalık ve az girintili çıkıntılı bir kı­yı üzerine dikine inerler. Bazı yerlerde ise kıyı çiz­gisi ile dağ sıraları arasına Adana Ovası gibi geniş düzlükler girer.

Betimleme bir yazı türü değil, anlatım biçimidir. Ancak betimlediği varlıklara göre bazı gruplara ayrıl­maktadır:

1.    Kişi Betimlemeleri
2.    Hayvan Betimlemeleri
3.    Cansız Varlık (eşya) Betimlemeleri
4.    Doğa Betimlemeleri

Bütün bu varlıklar izlenimsel ya da açıklayıcı be­timleme ile verilebilir. Sınavlarda, çoğunlukla kişilerin karakter özellikleriyle ilgili sorular verilmektedir. Biz bu betimleme çeşitlerinden yalnızca kişi betimlemelerini işleyeceğiz. 

KİŞİ BETİMLEMELERİ (PORTRE)

Kişilerin dış görünüşlerini (fiziksel) ve karakterleri­ni (ruhsal durum) tanıtan betimlemedir.
Kişi betimlemelerine portre denir. Portre; fiziksel portre ve ruhsal portre olarak ikiye ayrılır.

1.  Fiziksel portre: Kişilerin dış görünüşlerinin an­latıldığı betimlemedir. Betimlemede kişiyi, diğer kişi­lerden ayıran fiziksel özellikler belirtilir. Portresi çizilen kişi hakkında özel görüş ve izlenimler de verilebilir.

2.  Ruhsal portre: Kişilerin karakter özelliklerinin anlatıldığı betimlemedir.

öRNEK                                           

1.  Sinema perdesinde dünyayı gülmekten katıltan bu adamın, aslında ne dokunaklı, ne derin, ne acılarla dolu bir ruhu ve bu ruhun o yüze ne hazin bir yansıması vardı. Milyonlarca insanın kim bilir ne     kadar şen şakrak diye tanıdığı bu adam, özel yaşamında karamsar, mutsuz bir felsefe taşıyan, insanoğlunun trajedisini ta içinde duyan, "sonsuz bir üzgün"den başkası değildi.                                                                

2. Yazılarımı bin bir güçlükle yazarım. Yazıp bitirdikten sonra hiçbir ferahlık duymam. Zira, o kadar sıkıntıyla, zahmetle meydana getirdiğim yazı, benim yazmak istediklerimin soluk bir gölgesi gibidir,          Onun için çok defa bunları nefretle bir yana atarım. Şunu da itiraf edeyim ki, eserlerim, kitap hâlinde ya da parça parça yayımlandığında büyük bir pişmanlık duyarım. Ama yazma gücümü ve daha iyiye ulaşma umudumu da asla yitirmem.           

4. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

Öyküleyici anlatımda düşünceler, olaylar aracılı­ğıyla anlatılır. Bu anlatım biçiminde amaç, olmuş ya da olabilecek bir olayı oluşuyla, gelişmesiyle vermek okuyucunun da gözünde canlandırmaktır. Öyküleyici anlatımda olaylar oluş haline uygun olarak bir dizi halinde verilirse birbirine bağlanır. Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Roman, hikâye ve masalların anlatımı öyküleyici anlatım biçimindedir. Nasıl bir eylemin bir ortaya çıkış, bir gelişim, bir de sona eriş durumu varsa öyküleyici anlatımda da öyle bir akış görülür. Bir durumdan bir duruma geçme, bir aşamadan bir aşamaya dönüşme bu tür anlatımın belirleyici özelliklerindendir. Bu özelliğinden ötürü okuyucu eylem içinde yaşar, sürekli bir devinim içinde bulur kendini. Çünkü belirli zaman dilimi içinde olay ve olgular ya birbirinin uzantısı olarak ya da geriye ve ileriye sıçrayışlar yapılarak verilir. Ancak bu olay ve olgular dizisi birbirine bağlantılı anlamlı bir bütün oluşturur. Bunun yanı sıra şu iki soru anlatımın dokusuna egemen olur; “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?” Bundan dolayı bir olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, varlıkların başından geçenleri aktarma amacı güdüldüğü zaman öyküleyici anlatıma başvurulur. Bu anlatımda okuyucuyu olay içinde yaşatmak amaçlanır.

1312
0
0
Yorum Yaz