ANLATIM VE ANLATIMA HAZIRLIK AŞAMALARI

2008-12-23 20:49:01

1) Anlatım: Herhangi bir konu üzerinde konuşurken veya bir konu üzerine yazarken, belli bir gayeyi gerçekleştirmek isteriz. Bu gaye, bizi dinlemekte veya okumakta olanlara bilgi vermek, onlarında bizim gibi düşünmelerini, belli bir olay içinde yaşamalarını sağlamak olabilir. Duygu ve düşüncelerimizi maksadına uygun olarak dil ve anlatım kuralları içerisinde ifade etmeye “anlatım” denir.

2) ANLATIMA HAZIRLIK:

“Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgârın alıp götürdüğü bir saatlik hayâllerden başka bir şey değildir.” (Emile Zola)

Neyi, niçin ve nasıl anlatmak gerektiği üzerinde düşünmeden konuşmak ve yazmak tutarlı olmaz. Kişi hem konuşurken hem de yazarken düşünerek hareket etmek zorundadır. Aksi halde konudan uzaklaşabilir, amacının dışına çıkabilir ve konuyla anlatım biçimi birbirine ters düşebilir. Bu da sözlü ve yazılı anlatımdaki başarıyı engeller.

Herhangi bir anlatımı gerçekleştirmek için hazırlık aşamasında bilgi toplamak, deneyimlerimizi topladığımız bilgilerle zenginleştirmek, düşüncelerimizi gruplandırmak, anlatım için seçilecek türün okuyucu ve dinleyici üzerindeki etkisini belirlemek gerekir.

Anlatıma hazırlık aşamasında bilgi toplamak için okumalı, araştırmalı, not almalı, özet çıkarmalı ve mümkünse gözlem yapmalıyız.

Araştırılan konuyla ilgili her türlü kitap, dergi, gazete, ansiklopedi kaynak olarak kullanılabilir. Bu kaynaklardan sadece araştırılan konuyla ilgili bilgiler alınır ve bu bilgilerin alındığı kaynaklar dipnot olarak belirtilir. Bu dipnotlar da araştırılan konu yazı olarak ifade edilirken alıntı yapılan yerleri belirtmek için kullanılır.

Anlatıma kalkışmadan önce şu üç sorunun cevaplarının farkında olmalıyız:

Neyi anlatacağız?

Niçin anlatacağız?

Nasıl anlatacağız?

Unutulmamalıdır ki bir anlatımda bireysel zevk ve anlayışlar anlatımı hazırlamada etkendir. Çünkü kişi yazacağı veya konuşacağı konuyu kendi zevk ve anlayışına göre belirler.

Dipnot Koyma: Yazıda geçen herhangi bir söz ya da sözcükle ilgili olarak sayfa altına konan aydınlatıcı, ek bilgiler içeren ya da kaynak belirten açıklamaya dipnot denir. Yazımızı yazarken kendi birikimlerimizle birlikte başka kaynaklardan da yararlanırız. Bu kaynakları sayfaların altında dipnot olarak belirtiriz. Bu dipnotlar, yazının rastgele değil, kaynaklardan yararlanarak bir emek sonucu hazırlandığını gösterir.

Dipnot Koymanın Amaçları:

  • Yazıda savunulan görüş ve düşüncelerin doğrulunu desteklemek,
  • Bilgilerin kaynağını göstererek, yazanın katkısını ortaya koymak,
  • Bilgilerin doğruluk ve güvenirliği ile ilgili olarak okuyucuya deneyim imkânı vermek,
  • İlgili konularda yazmak isteyenlere başvuru imkânı sağlamak.

Metinde Yapı: Her yazı kendi düzeni, teması ve ifade biçimiyle kendi içinde anlamı olan organik bir birliktir.

Metinde yer alan kelimeler, kelime grupları ve cümleler anlatım bütünlüğünün oluşmasını sağlayan öğelerdir. Bu öğeler anlamlı bir bütün olarak paragrafları oluşturmuş ve paragraflar da metinde anlamlı bir bütün sağlayacak şekilde bir araya getirilmiştir.

Seçilen sözcükler, kullanılan ifadeler, hedef kitleye ve metnin yazılış amacına uygun olmak durumundadır. Toplanan bilgiler ve kişisel deneyimler de yine hedef kitleye ve metnin yazılış amacına göre düzenlenmelidir.

Metinlerde özelden genele gidilebileceği gibi genelden özele de gidilebilir. Ancak tutarlı bir sıra ve derecelendirmenin bulunması gerekir. Ana düşünce etrafında birleşen yardımcı düşünce, bilgi, deneyim ve örnekler  sebep-sonuç ilişkisine göre düzenlenmelidir.

Gözlem: Ayrıntıları fark etmeyi sağlar. İyi bir gözlemci olan yazar, bu ayrıntıları okuyucuya da hissettirir.

Gözlemlerin etkin olduğu anlatımlarda görsel öğeler öne çıkarılarak betimlemeler yapılır, akla ve düşünceye hitap eden anlatımlarda ise açıklamalı ve tartışmacı bir anlatım yapılır.

Özet Çıkarma: Bir yazıyı ya da yapıtı anlamını yitirmeden belli bir oranda daraltıp küçültmeye denir.

Özetleme, okunan bir yapıtın bellekte rastgele kalan ayrıntıları olmadığı gibi, yapıtın kimi yerlerinden gelişigüzel alınmış cümleler topluluğu da değildir. Özetleme önemliyi önemsizden alıp özetleme işidir.

Not: Anlatıma hazırlık aşamasında bilgi toplamak, deneyimlerimizi topladığımız bilgilerle zenginleştirmek, düşüncelerimizi gruplandırmak, anlatım türünün okuyucu ve dinleyici üzerindeki etkisini belirlemek gerekir. Bilgi toplamak için okumak, araştırmak, not almak, özet çıkarmak, alıntı yapmak gerekir.

Başarılı bir anlatımı gerçekleştirmek için;

1) İyi bir gözlemci olunmalıdır.

2) Düşünmeye önem verilmelidir.

“Yazar genel olarak iyi budur, kötü şudur diyecek olursa sorumluluğunu unutmuş olur. Çünkü ondan istenen bu değildir. Genel olarak iyinin ne olduğunu herkes bilir. Ondan istenen iyi niyetli insanları bu sorunlar üzerinde düşündürmektir.” (J. Paul Sartre)

3) Okumaya önem verilmelidir.

 “Kurnaz insanlar okumayı küçümserler, basit insanlar ona hayran olurlar; akıllı insanlar ondan yararlanırlar” (Bacon)

4) Zengin ve sağlam bir dil hazinesine sahip olunmalıdır.

5) Duygular ve hayaller geliştirilmelidir.

Bir olay yoktur

İç içedir olaylar

Bir olay; içinde adamlar…

Bir adam; içinde olaylar

Öykü mü?

Kendini yazarken romanlaşır.

Bir bitki, bir fidan, bir ağaç,

Kendini yaşarken ormanlaşır.

                    (Özdemir Asaf)

6) Özgünlüğün peşinde koşulmalıdır.

Bugüne kadar resim sanatı alanında

Yapılagelmiş olanları inceleyeceğime

Kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler

Arasında beni en çok saranlarını ayırarak

Onlara kendi aramalarımı, denemelerimi

Katacağıma

Alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop

Klişeleşmiş çiğnene çiğnene tadı tuzu

Kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma

Elimden çıkan her çizgiye

Her lekeye

Her renge

Her beneğe

Kendi aklımı

Kendi tecrübemi

Kendi tasamı

Kendi ömrümü yüreğimi basacağıma

Aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak

Gözüm, kulağım, burnum,

Elim, belim, dilim, derim üstüne

Yemin ederim

Yeminimi bozduğum gün

Buradan giderim

(Bedri Rahmi’nin atölyesinin girişinde asılı yemin)

3) Anlatımda Tema ve Konu:

“İnsanın cümlelerine egemen olabilmesi için konusuna egemen olması gerekir”(Lloyd George)

“Siz konuyu anlamadıkça, onu başkasına anlatamazsınız.” (Bryan)          

Konu: Her yapıtın bir temeli her fikrin bir dayanağı varsa, her yazının da mutlaka bir konusu vardır. Yazı yazmaya karar veren kişi için, her varlık, her olay, her düşünce, her mesele, kısacası her şey kompozisyon konusu olabilir.

Üzerinde söz söylenen, fikir yürütülen, yazı yazılan herhangi bir olay, düşünce veya duruma denir.

Üzerinde söz söylenilen ve yazı yazılabilen her nesne, her düşünce, her duygu, her olay konudur. Kompozisyonda hareket noktamız konudur. Konuyu iyi anlamak demek, özü yakalamak, gereksiz düşüncelere yer vermemek demektir. Konu genel bir kavramdır, fikrimizi anlatabileceğimiz bir ortamdır.

Her yazım ve anlatımın temeli konudur. Konu, üzerinde konuşulan, yazı yazılandır. Konu günlük olaylardan alınabileceği gibi insanlar arası ilişkilerden, toplumsal gerçeklerden, sorunlardan, bilim ve teknolojiden, sanattan, kısaca yaşamın her kesitinden seçilebilir. Söz gelimi “aşk” duygusal, “eğitim” toplumsal, “optik” bilimsel bir konudur. Bu konular çok geneldir, bu ana konuların alt başlıklarla sınırlandırılması gerekir. Bilimsel bir konu aynı zamanda toplumsaldır; bu nedenle anlatım konularını kesin sınırlarla ayırmak güçtür. Yine konular; nesnel ise somut konular, nicel ise soyut konular diye de ayrılır. Konu alanı olarak toplumun her kesimi alınabilir. Örneğin, okul öncesi eğitimi konu alan bir yazı için köy, varoş, gecekondu, aydın kesim, Amerika, Japonya… gibi alanlardan biri seçilebilir.

Konu seçiminde göz önünde bulundurulacak özellikler şunlardır:

Kişi, konu seçerken bildiği ya da ilgi duyduğu, araştırma yapabileceği konuyu seçmelidir.

  • Konu, geliştirmeye uygun olmalıdır.
  • Konu, bilimsel gerçeklerle çelişmemelidir.
  • Konu, türlü yorumlara yol açmayacak kadar inandırıcı ve açık olmalıdır.

Tema: Şiirde meydana getirilen duygu, düşünce ve hayale denir. Konudan hareketle yansıtılmak istenen duygu hâli şiirin bütününe sindirilir.

Bir sanat eserinin merkezinde yer alan temel duygu ve düşünce demektir. Konu ve ana düşünce ile yakınlığı nedeniyle onlarla karıştırılmaması gereken bir terimdir. Konunun somut nitelikli olmasına karşılık, tema soyut özellikler gösterir.

Bir eserin teması, onun konusu değildir. Konunun çok özel bir biçimde işlenmiş ayrıntısıdır.

Ölümün konu edildiği bir eserde “ölüm karşısında duyulan hüzün”, bu eserin teması olarak ifade edilebilir. Bir şeyin edebiyat eserine konu edilmesi için, bir yazar veya şairin o konuyu seçmiş olması yeterlidir. Oysa tema, edebî şahsiyetin sanatçı yönünün, yorumlama gücünün bir göstergesidir.

Tema bütün sanat dallarının ortak terimlerinden biridir.

İnançlar ve kültürel değerler, herhangi bir temanın farklı toplumlarda, hatta aynı toplumda bile değişik biçimlerde ele alınmasına neden olur. Söz gelişi aşk teması, edebiyatın bir döneminde ince duyarlıkları ifade ederken, başka bir dönemde maddî hazların ifade aracı olarak işlenebilir.

Tema bir eserde, insandaki beyin gibidir. Eserde anlatılan her şeyde ve anlatma biçiminde temanın etkisi vardır. Edebî şahsiyetin eserini yazma amacı, doğrudan doğruya tema ile ilgilidir. Eğer bir eserin teması doğru belirlenirse, eserin doğru anlaşılma şansı da artar.

Bir eserin değerini konusu değil teması belirler. Bunun gerçekleşmesi ise, temanın düşünce dokusu ve yorumlanışı ile ilgilidir. Bir eserin konusunun nasıl yorumlandığı sorusuna bulunan cevap, temanın belirlenmesinde ipucudur. Ernst Fischer: “Konu ancak sanatçının tutumuyla öz aşamasına yükselebilir. Çünkü öz yalnız neyin sunulduğu değil, nasıl sunulduğu, nasıl bir ortamda, ne derecede toplumsal ve bireysel bir duyarlıkla sunulduğu demektir. ‘Hasat’ gibi bir konu, sevimli bir kır yaşantısı, kalıplaşmış bir günlük yaşayış resmi, insanlık dışı bir sıkıntı ya da insanın doğa üzerindeki zaferi olarak işlenebilir. Her şey sanatçının görüşüne, yönetici sınıfın sözcüsü gibi mi, duygulu bir tatil ressamı mı, öfkeli bir köylü mü, yoksa devrimci bir toplumcu gibi mi konuştuğuna bağlıdır.” (Atilla Özkırımlı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, c. 3, s. 762)

Yazarın konuya bakış açısı, konuyu değerlendirmedeki yaklaşımı eserdeki temayı oluşturur. Konu olarak seçtiğiniz “hasat” manzarasını “tatil keyfi”, “çalışkanlık”, “emeğin sömürüsü”, “köylünün öfkesi”, “toplumsal dayanışma” vb. değerlendirebilirsiniz. Seçiminiz yazınızdaki temayı oluşturacaktır.

Eserin bütününe hâkim olan bir tema, iyi işlenmek kaydıyla, eserin sağlam bir kompozisyon kazanmasında etkili olabilir.

Tema soyuttur ve soyutluğun derecesi edebî şahsiyetin özellikleriyle yakından ilgilidir. Tema, somut verilerle desteklendiği zaman eserin başarısı artar.

Bir edebî eser veya metin, birden fazla temadan meydana gelebilir. Fakat bunlardan biri veya birkaçı edebî eser veya metinde daha bir önem kazanmış olarak karşımıza çıkar. İkinci, üçüncü derecedeki temalar, asıl temayı besler, eseri zenginleştirir. Eserin daha iyi anlaşılmasını kolaylaştırır.

Ana Fikir: Okuyucuya iletilmek istenen düşüncedir. Yazarın, bir konuyu okuyucuya aktarma amacıyla yazmış olduğu yazının omurgasıdır.

Edebî eserlerde temaya bağlı olarak geliştirilen tutum ve varılan sonuçtur. Bu kavramın mesaj, ileti sözcükleriyle adlandırılışına da rastlanabilir. Ölüm teması üzerinde durulan bir şiirde “yaşlılık ve ölüm, insanoğlu için kaçınılmaz bir sondur” biçiminde ifade edilebilecek bir görüş, bu şiirin tezidir.

Edebî bir eserin tezi, bu örnekte görüldüğü gibi hüküm bildirir. Her edebî eserde tez açıkça ortaya konmaz ve kavranması okurun özel çabasını gerektirir. Anlatım teknikleri ve içerikleri bakımından kolay kavranamayan edebî eserler bu grupta yer alırlar.

Tezli roman gibi edebî eserlerde ise yazar, bir düşüncenin okurlarca paylaşılmasını, daha da önemlisi benimsenmesini istediği için tezini açık ifade etmeye çalışır.

Öğretici (didaktik) eserlerde de teze büyük önem verilir. Çünkü bu tip eserler , okura bir şeyler öğretme ve onları eğitme amacı güden eserlerdir.

Ana fikir, yazıda okuyucuya verilmek istenen temel düşünce veya amaçtır. Bu, konuyu yazmadaki gerekçemizdir. Belirleyeceğimiz her konu, onu niçin anlatacağımız sorusuna cevap vermeli, biz bu cevabın farkında olmalıyız. Bu anlamda konu, bizim düşüncemizi açıklamamız için bir vesile olmakta, bir sebep teşkil etmektedir.

Konuyu tek kelime ile de ifade etmek mümkün olabilir ancak ana fikir için bir hüküm cümlesi kurmak zorundayız. Meselâ demokrasi bir konudur. Ancak, “Demokrasi bir yaşam biçimidir.” dediğimizde ana fikir oluşur.

Yazıda amacımızı belirlerken yani ana fikrimizi yansıtırken birtakım dayanaklara da ihtiyaç duyarız. Düşüncemizin açıklanmasında ve geliştirilmesinde ikinci derecede olan bu fikirlere yardımcı fikirler diyoruz. Bunlar konu içinde ve ana fikre bağlı olarak yaptığımız buluşlardır.

ÖRNEK:

Konu: “Hürriyet ağacı çabuk büyür. Yeter ki bir defa kök salsın.” (Washington)

Ana fikir: Hürriyet, kişinin ve toplumun temel karakteridir.

Yardımcı fikirler:

1) Toplum ancak hürriyet sayesinde ayakta durabilir.

2) Bilim sadece hürriyetin bulunduğu çevrede gelişir.

3) Toplumun ahlâk düzeyi hürriyet ortamında korunur.

4) İnsan olmanın gerçek değeri hürriyetle anlaşılır.

5) Değişik türden düşünceler yalnızca hür toplumlarda gelişir. 

Dikkat edilecek olursa, her fikir ana fikre bağlı olmak zorundadır. Kompozisyonda düzen ve bütünlük esastır.


http://amasyalisesi.k12.tr/wordpress/?p=257

22593
0
0
Yorum Yaz