BAĞLAŞIKLIK-BAĞDAŞIKLIK METİNLERDE SINIFLANDIRMA

2008-12-23 22:08:00

BAĞLAŞIKLIK VE BAĞDAŞIKLIK

Cümlede anlamın oluşmasında söz ve söz gruplarını birleştiren dil bilgisi kurallarının rolü olduğu açıkça ortadadır.

Bu kurallar metnin dışında vardır ve kullanılan dile aittir. Farklı anlam birimlerini ifade eden söz gruplarının metin ve cümle içindeki ilişkisi de “bağdaştırma” olarak tanımlanır. Anlamın oluşmasında iletişimin gerçekleşmesini sağlayan her öğenin rolü vardır. Bu öğeler değiştikçe cümle de değişir. Yani gönderici, alıcı, kanal, şifre, konuşulan yer ve zaman anlamı belirler. Ayrıca cümledeki öğeler arasındaki dil bilgisi bağlantısı da anlamı belirleyen faktörler arasındadır. Bu bağlantı, “bağlaştırma”dır.

Bağlaşıklık; metin yüzeyindeki dil bilgisel bağlantıyı anlatır.

Gönderim, eksiltme ve değiştirme, bağlaçlı bağlaşıklık boyutlarında kullanılır.

Gönderim, metin içindeki bir birimi onunla ilgisi olan dil bilgisel bir birime gönderme yaparak bağlama işidir.

“Tarih milletlerin yaşantısına ayna tutar. Millet kendini (yaşantısını) burada (tarihinde) apaçık görür. Biz (milletler) geçmişi ve bugünü karşılaştırınız. Bugüne bakarak, oraya (tarihe) sorular sorarız.”

Yukarıdaki metin içinde yer alan altı çizili kelimeler dil bilgisi birimidir; bunlarla, parantez içindeki kelimelere gönderme yapılarak bağlaşıklık sağlanmıştır. İyelik ekleri de gönderim öğesidir.

Eksiltme, metin bütünlüğü içinde, daha önce kullanılan bir öğenin (kavramın, sözün) metin yüzeyinden çıkartılmasıdır. Bilgi tekrarını önleyen eksiltme, okuyucunun kolaylıkla çıkaracağı şekilde düzenlenmelidir. Eksiltilen öğe, metinde kullanılan kelimelerle ve kelimeler üzerindeki eklerle bağlaşıktır. Metin yüzeyinden çıkartılması gereken öğe eksiltilmezse, cümleden kesinlik, olasılık, kuşku gibi anlamlar çıkar.

“(ben) Yürüyorum suda. Yürü yürü, su (benim) belime  geliyor ancak. Sonunda (su) (benim) boyuma ulaştı, (benim) çeneme dayandı. (ben) Durdum, baktım uyanan dünyaya. Kumsalda tek kişi yok. Denizde de (tek kişi yok). Bana bırakmışlar denizi. Birazdan dolarlar (kızlar, erkekler, çocuklar, yaşlılar). O zaman kaçarım ben de.”

Oktay Akbal’ın yukarıdaki metninde, parantez içindeki öğeler yazılmamıştır. Altı çizili ekler ve kelimeler, eksilen öğelerle bağlaşık adı verilen ilişki içindedir.

Değiştirme, metin içindeki bilgiyi ikinci kere kullanmak gerektiğinde onu “öyle, böyle, bunu, onu” gibi kelimelerle değiştirerek cümleler arası bağlaşmayı sağlamaktır.

“Atatürk, ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” demiş. Cehaletin kötülüğünü anlatmak için böyle söylemiş.”

“Babam, kitap okuma alışkanlığım küçük yaşta kazanmış, çok değerli romanları lise öğrencisiyken okumuş. Bize öyle söylüyor.” cümleleri gibi.

Bağlaçlı bağlaşıklık, algılamadaki farklılıkları en aza indirmek, cümlede veya cümleler arasında sebep-sonuç, karşılaştırma, çeldiricilik, zaman vb. anlam bağları kurmak için bağlaçlı bağdaşıklığa başvurulur (Bu konuda, edatlar ve kimi durumda zarflarla yapılan anlam bağlantıları da bağlaçlı bağla-şıklık sayılır.). Örnekler:

“Lodos bütün gece kudurmuş durmuş, sabaha doğru yalan söylemiş gibi birden usanıp durulmuştu.” (Zaman ve benzerlik anlamlı bağdaşıklık)

“Gözlük camlarını silmiş de öyle bakıyor gibi olur insan.” (Benzerlik anlamlı bağlaşıklık)

“Suları hiç telaşsız; ama motor gibi kulaçlamaya başladı.” (Karşıtlık, çeldiricilik anlamlı bağlaşıklık)

“Yaratıcı düşünce için insanın hayatına inanması şarttır.” (Amaçlı bağlaşıklık)

“Özgür düşünceyi yaratan ve geliştiren Batı bu yüzden özgür düşünce uğruna çok kurban vermiştir” (Neden-sonuç anlamlı bağlaşıklık)… gibi.

Bağdaşıklık, anlamlı kelime ve kelime gruplarının çeşitli ilişkilerle bir anlam düzeni oluşturmalarıdır.

Bağdaşıklığın sağlanmasında metindeki söz varlığına ilişkin düzenlemeler önem kazanır. Bağdaşıklık örnekleri:

Her devrim bir değişikliktir; fakat her değişiklik devrim değildir”, “İçinde kurulu saat varmışcasına yaz kış bu saatte uyanır; kışın bu saat gecenin parçasıdır.” (Aynı sözün tekrarıyla kurulan bağdaşıklık)

Bilimsel bilginin ürünü bu icat yepyeni bilgi sentezleriyle zihnin yeni bir iyileşme aracı olabilir pekala.” (Aynı kavram alanına giren sözlerle kurulan bağdaşıklık)

“Gün ağarıyordu. Yol boyundaki elektrikler, ışıklar birden gereksizleşmişler.” (Işıkların gereksizleşmesinin sebebi günün ağarmasıdır.) (Sebep-sonuç ilgisiyle kurulan bağdaşıklık)

“Güzel bir şiir, güzelliğini anlayacak okuyucu bulduğu zaman değerine ulaşır” (Sebep-Sonuç ilgisiyle kurulan bağdaşıklık)

“Kimimiz daha ileride, kimimiz daha gerideyiz?” (Karşıtlık ilgisiyle kurulan bağdaşıklık)

“İlerleyen zamanla birlikte yürümek gerek.” (Birliktelik ilgisiyle kurulan bağdaşıklık)

“Yeni anlayışları, yeni düşünceleri, yeni ekinleri sokmuyoruz dünyamızın içine.” [(Art arda sıralılık ilgisiyle kurulan bağdaşıklık (Burada özelden genele sırası var.)]

Uygar kişinin, ilkel kişiden ayrımı sürekli bir kafa çabasına dayanıp dayanamamasıdır bence” (Karşılaştırma ilgisiyle kurulan bağdaşıklık)

Cümlenin anlamını belirlemede bağlaşıklık ve bağdaşıklığın yanı sıra yargı taşıma, özne-yüklem uygunluğu, cümle vurgusu-değer vurgusu ve bağlam gibi başka etkenlerin varlığından da söz edilmelidir.

Anlatım birimi olarak cümleden başka, paragraftaki cümleler arasında da, metnin paragrafları arasında da anlamsal ve dil bilgisel bağıntılar kurulur. Bu ilgiler; anlam ve dil örgüleri yapı ve anlam bakımından metnin bütünlüğünü oluşturur. Cümle nasıl rastlantısal sözcükler toplamı değilse, paragraf da bir cümleler topluluğu değildir. Birbirini bütünleyen bir ilişki ve anlam bağı yoksa kelimeler cümle, cümleler paragraf kuramaz.

METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI

Metinler gerçeklikle ilişkileri, işlevleri ve yazılış amaçları bakımından sınıflandırılırlar. Bu açıdan netinler, sanat metinleri ve öğretici metinler olmak üzere işlevleri bakımından ikiye ayrılır.

Sanat metinlerinde yan anlam değeri taşıyan ve okuyucunun anlayışına, sezgisine bırakılan ifadelere yer verildiğini, mecazlı ifadeler kullanıldığını böylece anlatıma çağrışım ve duygu değeri kazandırarak okuyucunun yeni ve farklı anlamlar çıkarabildiğini görüyoruz. Sanat metinlerinde gerçekliğin dönüştürülmesi söz konusudur.

Öğretici metinler ise bilgi vermek amacıyla yazılırlar. Öğretici metinler günlük hayatın gerçeklerini, tarihi olayları, felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatan metinlerdir. Öğretici metinler genelde kelimelerin ilk anlamlarıyla oluşturulduklarından, bu metinler okuyucuda aynı izlenimi bırakırlar.

ÖĞRETİCİ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ:

1) Öğretmek, açıklamak, bilgi vermek amaçlanır.

2) Dil öğelerine yan anlam değerleri yüklenmez. Mecazlı ifadelere rağbet edilmez. Okuyucunun yeni farklı anlamlar çıkarması amaçlanmaz.

3) Okuyucunun dikkati metnin yapısı ve tasarımıyla toplanmaya çalışılır. Okuyucu konu üzerinde yoğunlaşır.

4) Daha kısa ve özlü anlatım söz konusudur.

5) Problem çözdürücü ve bilgiyi geliştiricidir.

6) Metinlerdeki anlam birimleri, somut anlam düzeyinde gerçek hayatta karşılıklarını bulurlar. 7) Dil göndergesel işlevde kullanılır.

SANATSAL METİNLERİN ÖZELLİKLERİ:

1) Sanatsal metinlerde sezdirmek, çağrıştırmak, hissettirmek, bunların çerçevesinde düşündürmek ve bir güzellik ortaya çıkarmak esastır.

2) Dil öğelerine yan anlam değeri yüklenir, mecazlı ifadeler kullanılır. Böylece anlatıma çağrışım ve duygu değeri kazandırılarak okuyucunun yeni ve farklı anlamlar çıkarabilmesi sağlanır.

3) Edebî metin bir sistemdir. Bu sistemin parçaları arasında çok yönlü bir ilişki vardır. Parçalara müdahale etmek sistemi bozar.

4) Kurmaca olan eserler temelde insan için yazılan, sadece insanı çeşitli yönleriyle ele alan ve en önemlisi de başka bir benzeri olmayan, biricik eserlerdir.

5) Kurmaca metinlerde okurun ilgisi somut anlam düzeyi ile soyut anlam düzeyi arasındaki ilişkiye yöneltilir. Kurmaca metinlerde metin ile gerçek arasındaki bağ, okuyucu ancak metnin soyut yüzeyinden yola çıkarsa kurulabilir.

6359
0
0
Yorum Yaz