İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

2008-10-12 19:21:00

A. SÖZLÜ DÖNEM (  ?-8. YY.)

 Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdir. Yani başlangıçtan 8. yüzyıla kadar olan dönemdir.

Ortaasya Türkleri sözlü edebiyatta çok ileri bir durumdadır. Bu dönem ürünleri tamamen sözlüdür ve genellikle şiir şeklindedir.

Şiir, yüzyıllar boyunca sazla birlikte söylenmiş, edebî anlatımların kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamıştır. Sözlü edebiyat geleneğinin en önemli öğesidir. Bu gelenek yazılı edebiyatın yanında, İslamiyet’ten sonra da devam ederek Âşık edebiyatı geleneğini oluşturmuştur.

 

İSLAMİYET’TEN ÖNCEKİ TÜRK ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ

 1. Hepsi de hece vezniyle yazılmıştır.

 2. Bütün toplumlarda olduğu gibi Türklerde de şiirin kaynağı dindir.

 3. Şiirler genellikle sığır, şölen, toy, yuğ adı verilen törenlerde halk tarafından hep bir ağızdan söylenirdi.

 4. Bazı şiirlerde mısraların hece sayısı değişik olabilmektedir.

 5. Çoğu 4 ve 5 mısralı bentlerden (kıtalardan) oluşmaktadır.

 6. Üç mısralı bentlerden oluşanlar veya bentlere ayrılmamış olanlar da vardır.

 7. Bent sayısı sınırlı değildir. Çok kısa şiirlerin yanında çok uzun şiirler de vardır.

 8. Şiirlerin hemen hepsinde alliterasyon ve kafiye vardır.

 9. Kafiyelerin belli bir düzeni yoktur.

 10. Bazı alliterasyonlu fakat kafiyesiz kıtalar da görülmektedir.

 Sözlü Dönemin Genel Özellikleri

1. Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır.

2. Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı” denilen şairler “kopuz” denilen saz eşliğinde “koşuk”lar ve “sagu”lar söylerlerdi.

3. Bu şiirler (sagu, koşuk, destan) hece ölçüsüyle söylenen ve yarım kafiye kullanılan şiirlerdir.

4. Anlatım söze dayanır.

5. Düşünce ve hayaller şiirle anlatılmıştır.

6. Nazım biçimi dörtlük, vezin hece veznidir.

7. Yarım kafiye kullanılmıştır.

8.Dil sadedir.

9.Bu ürünler düzenlenen törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) ortaya çıkmıştır.

10.Şiirler kopuz denilen saz eşliğinde söylenir.

11. Daha çok somut konular işlenmiştir.

12. Kahramanlık, savaşlar, tabiat ve aşk konuları işlenir.

13. Şairlere ozan, kam, baksı, oyun, şaman gibi adlar verilir.

 Sözlü edebiyat dönemiyle ilgili bilgiler son derece sınırlıdır. Bu döneme ait metinlere aşağıdaki üç kaynakta rastlayabiliyoruz:

1. Türklerle herhangi bir şekilde ilişki kurmuş milletlerin kaynakları.( Çin, Avrupa ve İran)

2.  tarih boyunca çeşitli zamanlarda araştırmacılar tarafından yapılan derlemeler. ( Divanü Lûgati’t-Türk )

3.  Türk halkı arasında yaşayan ürünlerin derlenip yazıya geçirilmesiyle elde edilen metinler.

 

SÖZLÜ DÖNEM ÜRÜNLERİ

1. KOŞUK

İslam’dan önce sığır törenlerinde, şölenlerde, totemin kurban edildiği ziyafetlerde, zaferle biten savaş sonlarında halkı heyecanlandırmak için okunan şiirlere koşuk denir.

  a. Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.

  b.  Nazım birimi dörtlüktür.

  c. Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)

  d.  7’li hece vezniyle söylenirdi.

  e.  Genellikle lirik şiirledir. Bu yüzden Koşukların duygu yönü ağır basar.

  f. Kopuz eşliğinde söylenir.

  g. Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.

  h. Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma’dır.

 

 2. SAGU

 İslam öncesi Türkler arasında , bir kahraman, bir devlet büyüğü öldüğünde bunlar için yapılan yuğ adı verilen yas törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlere  sagu denir.

 

a.  Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir.

b. Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.

c.  Koşuk nazım şekliyle söylenir.

d. Dörtlükler halinde söylenir.

e. 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılır.

f. Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir 

g. “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir.

h.  Divanu Lûgatit-Türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir. 

i.  Sagu söyleyen kişilere sagucu ya da ağıtçı denir.

 

 3. SAV

 Sav, yaşanılanlardan çıkarılan derslerin , duygu ve düşüncelerin özlü bir anlatımıdır. Sav, eski çağlarda ortaya çıkmış, ölçülü, kafiyeli ve özlü sözler olup sözlü edebiyat ürünlerindendir.

 

Sav; söz, atasözü, haber anlamlarına gelir. 

a.  Türk toplumunun dünyaya bakışını, geleneklerini, varlık anlayışlarını ortaya koyan özlü sözlerdir. 

b. Bugünkü “ata sözü”nün karşılığıdır.   

c. Divanu Lûgatit-türk’te pek çok sav vardır. 

d.  Söyleyeni belli değildir.

 

 4. DESTAN

 

Destan, svaş, göç, tabii afetler gibi milletlerin hayatında derin izler bırakan tarih olaylarının, millî kahramanların ve bu kahramanların olağanüstü motiflerle süslenerek anlatıldığı uzun manzum hikâyelerdir.

 

Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir.

 

Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı; Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır.

a. Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır.

b.  Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihî önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler

c. Manzum hikâyelerdir.

d. Destanlarda olağan üstü olaylar ve olağan üstü özellikte kahramanlar vardır.

e. Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.

f. Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır.

g. Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.

h. Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir.

i. Türk destanlarının bir özelliği de destanlarda geçen olayların tarihî olaylarla paralellik göstermesidir.Destanlardan birtakım olağanüstülükler çıkarılınca tarihe kaynaklık edebilecek bilgilere ulaşabiliriz.

j.  Destanlar epik şiir olarak değerlendirilirler.

k. Türk destanları zamanında yazıya dönüştürülememesi sebebiyle elimize bir bütünlük içinde ulaşmamışlardır.

 

 DESTAN ÇEŞİTLERİ

a. Doğal (Tabii) Destanlar: Çok eski devirlerde ulus vicdanında derin izler bırakan, bir tarih ya da toplum olayının yine o devirlerde ulusal bir ozan ya da çeşitli saz şairleri tarafından işlenip sonra kuşaktan kuşağa aktarılarak anonim bir kimlik kazanmasıyla oluşan manzum ürünlere denir.

b. Yapma (Sun’i) Destanlar: Önemli bir olayın belirli bir çağda adı bilinen bir şair tarafından doğal destanlara benzetilmesi suretiyle ortaya çıkan destanlardır.

a.  Bir Âşık edebiyatı ürünüdür.

b.  Nazım şekli bakımından koşma gibidir.

c.  Nazım birimi dörtlüktür.

d.  Hece ölçüsünün 11’li ya da 8’li  kalıbıyla yazılır.

e.  Dörtlüklerin sayısı anlatılan olayın uzunluğuna bağlıdır. Kimi destanlarda dörtlük sayısı 100’ü geçer. Destanlar bu özellikleriyle koşmalardan ayrılır.

f.  Kafiye düzeni şöyledir: baba-ccca-ddda-eeea

g. Halk edebiyatının en uzun nazım şeklidir.

 

 

İLK TÜRK DESTANLARI

 a.Altay-Yakut:

    Yaradılış Destanı

b.Sakalar Dönemi:

    Alp Er Tunga Destanı

    Şu Destanı

c. Hun Dönemi:

     Oğuz Kağan Destanı

     Attila Destanı

d.Köktürk Dönemi:

     Bozkurt Destanı

     Ergenekon Destanı

e. Uygur Dönemi:

    Türeyiş Destanı

    Mani Dininin Kabulü Destanı

    Göç Destanı

 DÜNYA DESTANLARINDAN ÖRNEKLER

 a. İran Destanı: Şehname  (Firdevsî)

 b.Yunan Destanları: İlyada ve Odysseia  (Homeros)

 c. Sümer-Asur-Babil : Gılgamış

 d. Japon: Şinto

 e. Rus: İgor

 f. Fin: Kalavela  (Lönnrof)

 g. Hint: Ramayana ve Mahabarata

 h. Alman: Nibelungen

 

 B. YAZILI DÖNEM ( 8-11. YY.)

İslamiyet öncesi döneme ait yazılı eserlerin sayısı çok azdır. Bu dönemde Türkler Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır.

Bu döneme ait yazılı edebiyat ürünlerinin en önemlileri 720-735 yıllarına ait Orhun Abideleridir.

Anıtlar arasında yer alan, Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen Orhun Anıtları, gerek muhtevaları, gerekse mükemmel dil ve üslûplarıyla Türk dilinin, edebiyatının ve tarihinin şaheserleri arasında yer almaktadır. Abidelerin yazarı Yolluğ Tigin’dir. 

          

YENİSEY KİTABELERİ

 Yenisey ırmağı çevresinde daha çok mezar taşlarından oluşan bu kitabelerin edebi olarak fazla bir önemi yoktur.

  

GÖKTÜRK KİTABELERİ

  Tonyukuk Anıtı

 720 yılında Göktürk devleti veziri Tonyukuk adına dikilmiştir. Kitabede Tonyukuk, anılarını ve dönemin tarihini anlatmıştır. Anlatımda, atasözlerine bolca yer verilmiştir.

 

Kültigin Anıtı

 732 yılında dikilen anıt Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Anıtta Kültigin’in ölümü ve yas töreni anlatılmıştır.

 

Bilge Kağan Anıtı

 735 tarihini taşır. Bilge Kağan’ın yiğitlikleri ve Türk milletine iletmek istediği mesajlar anıtın içeriğini oluşturur. Bu anıt da Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır.

 

 Göktürk (Orhun) Kitabelerinin Özellikleri

 

 Türklerin ilk yazılı eseridir.

 Doğu Göktürklerin tarihine ışık tutar.

 Söylev türünde yazılmıştır.

 Oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır.

 Türk dilinin gelişmişlik düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir.

 

3853
0
0
Yorum Yaz