23 12 2008

ANLATIM VE ANLATIMA HAZIRLIK AŞAMALARI

1) Anlatım: Herhangi bir konu üzerinde konuşurken veya bir konu üzerine yazarken, belli bir gayeyi gerçekleştirmek isteriz. Bu gaye, bizi dinlemekte veya okumakta olanlara bilgi vermek, onlarında bizim gibi düşünmelerini, belli bir olay içinde yaşamalarını sağlamak olabilir. Duygu ve düşüncelerimizi maksadına uygun olarak dil ve anlatım kuralları içerisinde ifade etmeye “anlatım” denir.2) ANLATIMA HAZIRLIK: “Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgârın alıp götürdüğü bir saatlik hayâllerden başka bir şey değildir.” (Emile Zola)Neyi, niçin ve nasıl anlatmak gerektiği üzerinde düşünmeden konuşmak ve yazmak tutarlı olmaz. Kişi hem konuşurken hem de yazarken düşünerek hareket etmek zorundadır. Aksi halde konudan uzaklaşabilir, amacının dışına çıkabilir ve konuyla anlatım biçimi birbirine ters düşebilir. Bu da sözlü ve yazılı anlatımdaki başarıyı engeller.Herhangi bir anlatımı gerçekleştirmek için hazırlık aşamasında bilgi toplamak, deneyimlerimizi topladığımız bilgilerle zenginleştirmek, düşüncelerimizi gruplandırmak, anlatım için seçilecek türün okuyucu ve dinleyici üzerindeki etkisini belirlemek gerekir.Anlatıma hazırlık aşamasında bilgi toplamak için okumalı, araştırmalı, not almalı, özet çıkarmalı ve mümkünse gözlem yapmalıyız.Araştırılan konuyla ilgili her türlü kitap, dergi, gazete, ansiklopedi kaynak olarak kullanılabilir. Bu kaynaklardan sadece araştırılan konuyla ilgili bilgiler alınır ve bu bilgilerin alındığı kaynaklar dipnot olarak belirtilir. Bu dipnotlar da araştırılan konu yazı olarak ifade edilirken alıntı yapılan yerleri belirtmek için kullanılır.Anlatıma kalkışmadan önce şu üç sorunun cevapla... Devamı

23 12 2008

ANLATIM VE ANLATIMA HAZIRLIK AŞAMALARI 2

ANA FİKİR CÜMLESİNİN ÖZELLİKLERİ:1) Ana fikir cümlesi kısa, özlü ve anlaşılır olmalıdır.2) Genel konu içinde bir temel fikri içermelidir.3) Ana fikir cümlesi açık olmalıdır.4) Ana fikir cümlesi değerlendirmelere ve geliştirilmeye elverişli olmalıdır.5) Ana fikir cümlesi okuyucuya bir mesaj iletmeli, onda belli bir iz bırakmalıdır.6) Ana fikir cümlesi bir atasözü veya vecize ile ifade edilmeye kalkılmalıdır.Başlık: Yazı başlığı o yazıda işlenilmesi düşünülen ana fikrin aynasıdır. Yazı başlığı  okuyanların ilgisini çekmeli, onlara tesir etmelidir. Okuyucu başlığa bakınca yazının nelerden söz edebileceğini kestirebilmelidir.Tema ve Konu Arasındaki İlişki:Tema, sınırlandırılıp somutlaştırılarak “konu” haline getirilir. Tema daha genel, konu ise daha özel ve somuttur. Konu görmek ve izlemekle algılanabilirken tema daha çok kavranılır. Not: Anlatım türü (şiir ,hikaye ,fıkra,makale…), dil ve konu işlenecek temaya göre düzenlenir.4) Anlatımda Sınırlandırma:Anlatıcını tavrı ve amacı, temanın sırlandırılmasında etkilidir. Yazar, soyut temaları kişi, zaman, ifade, anlatım biçimi, mekân, bağlam gibi yollarla somut hale getirir. Yani anlatılan olay, kişiler, zaman ve anlatılanlarla sınırlandırılır.Zaten anlatıcı ile dinleyici ya da okuyucu arasındaki iletişim etkinliğinin, iletişimde yer alan öğelerin imkânlarıyla sınırlandırılacağı unutulmamalıdır.İletişimin Engelleri - IPsikolojik :Verici ve alıcının görüş çerçeveleri, duygu ve heyecanları, saplantılar, ön yargılar.Semantik :Konuşma ve yazı dilindeki fark ve anlaşmazlıklar.İletişimin Engelleri - IIStatü : Verici ve alıcının akademik ve mesleki gelişme farkları, kaynak sorunu.Korunma:Savunma Mekanizmaları.İletişimin Engelleri - IIIAlan: İletişim birimleri arasındaki uzaklık.Hiyerarşi :Ast-üst çatış... Devamı

23 12 2008

ANLATIM BİÇİMLERİ (DEVAMI) VE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Öykülemede olay; kişi, zaman ve yer öğelerine bağlanarak verilir.Bu anlatım biçimi, yazarın amacına bağlı olarak ikiye ayrılır:A)    Açıklayıcı ÖykülemeB)    Sanatsal ÖykülemeA) AÇIKLAYICI ÖYKÜLEMEBu öyküleme türünün amacı, gerçek bir olayı anlatarak okuyucuya bilgi vermektir. Açıklayıcı öykülemede sanat amacı ön planda değildir.Anı, gezi yazısı, yaşamöyküsü, tarih, gibi yazı türlerinde bu anlatım biçimine yer verilir.ÖRNEK   1. Ünlü şairin ölüm haberini radyodan işiten kişiler bir an sustular. Ne kadardır bu an? Bir saniye mi? O kadar işte! Sonra hiçbir şey olmamış gibi geçtiler gündelik konuşmalara. Bu kadarcıktı bir şairin, hem de tanınan, sevilen bir şairin ölümünün uyandırdığı yankı, tepki. Böyle mi olmalıydı? Yüreğimi burkan bu soru geldi, takıldı kafama.Yazar, ünlü bir şairin ölümüne insanların gösterdi­ği tavrı gözlemlemiştir. Bunları da olay içinde yansıta­rak vermiştir.2. İşini olabilecek titizlikte yürütür, dükkânını tertemiz tutardı. Dükkânında her şeyin bir yeri vardı. Bir gün acele bir alışveriş anında, titrek parmaklarıyla toz şeker tartıyordu. Biraz ekliyor, terazinin dengesi bozulunca azıcık çıkarıyor, gene denk getiremeyince biraz daha katmaya özen gösteriyordu. "Oluversin canım" dedim. "Ne titizleniyorsun?" Gözlüklerinin üstüne kalkan kaslarıyla şaşarak baktı: "Ama fazla veren eksik de verir."               Bu paragrafta yazar "doğruluk" konusunu işlemektedir. Bu düşünceyi vermek için bir kişinin "tartı" konusundaki titizliğini oluş hâlinde, öyküleyerek anlatmıştı... Devamı

23 12 2008

ANLATIM BİÇİMLERİ 1

Düşüncelerin aktarılmasında amaca göre anlatım  biçimleri kullanılmaktadır. Duygu ve düşünceler değişik amaçlarla aktarılır. Anlatımdaki amaçları şöyle sıralayabiliriz:·      Kavramları tanımlamak·      Bir durum ya da karakteri incelemek·      Bir düşünceyi aydınlatmak·      Varlıkları belirgin özellikleriyle tanıtmak·      Bir olayı aktarmak·      Yerleşmiş duygu, düşünce, davranış ve kanıları değiştirmek·      Gözlemlenen varlıkları başkalarının zihninde can­landırmak·      Kişileri, tasarlanan olaylar içinde yaşatarak duygu ve izlenim kazandırmakBu amaçlara bağlı olarak dört anlatım biçimi kulla­nılır:1.    Açıklayıcı Anlatım2.    Tartışmacı Anlatım3.    Betimleyici Anlatım4.    Öyküleyici AnlatımBu anlatım biçimleri çoğu zaman tek başlarına kullanılmaz. Birkaçı bir arada bulunabilir.1. AÇIKLAYICI ANLATIMAmaç bilgi vermek, herhangi bir düşünceyi ay­dınlatmaktır. Bu bakımdan en çok kullanılan anlatım biçimidir. Bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar… vb) kullanılan bir anlatım içimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğrenmek amacı güder.Açıklayıcı anlatım, üzerinde durulan konuyla ilgili 'Niçin?, Nedir?, Nasıl?" gibi soruların yanıtını verme­ye yarar.Bu anlatım biçimiyle bir olay anlatılır, bir şeyin oluşu belirtilir, bir durum, davranış nedeniyle ortaya ko­nur, kavramlar tanımlanır, varlıklar ... Devamı

23 12 2008

DÜŞÜNCEYİGELİŞTİRME YOLLARI (DEVAMI) ANLATIMIN ÖZELLİKLERİ

6.SOMUTLAMASoyut kavramları benzetme yoluyla açıklamaktır. Kavram, benzetilen varlığın bazı nitelikleriyle kavratılmaya çalışılır. Bu yolla kavram zihinde canlanır, görü­nürlük kazanır.Örnekleme, tanımlama, karşılaştırma gibi düşün­ceyi geliştirme yollarında somutlamaya başvurularak düşünce kolayca kavratılır. Soyut,anlatılması güç kavramları başka kavramlar aracılığıyla görünür kılmaya yarar. Düşünceyi kolayca kavratmak amacıyla başvurulan somutlama daha çok örnekleme ve benzetmeler yoluyla yapılır:ÖRNEK:Anavarza at oynağıKana bulanmış gömleğiKıyman o zalımlar kıymanKör karının bir değneğiÖRNEKBenim ruhum hava ile dolu bir şişeye benzer. Bu şişe hiçbir zaman hayat kaynağı olan oksijenden mahrum kalmaz. Bu şişenin içindeki havayı bir bo-şaltgaç ile istediğiniz kadar boşaltmaya çalışınız, yine içinde biraz olsun oksijen kalır. Ruhumun ka­nına can veren manevi oksijen de "ümit'tir.Soyut bir kavram olan ümit, oksijene benzetilerek somutlaştırılmıştır.  7. SOYUTLAMA     Düşünceleri; somut kavramlara, soyut anlamlar vererek açıklamaktır.Soyutlama yoluyla anlam yoğunlaştırılır. Okurun bilgi ve yaşam birikimine bağlı olarak yorumu sağlanır. Kavramın netleşmesi, okurun çağrışımına bağlıdır. Bu yol daha çok şiirde kullanılır.    ÖRNEKSaat Çini vurdu birden: pirinçççBen gittim bembeyaz uykusuzluklardanKasketimi üstüne eğip acılarımın       Sen yüzüne sürgün olduğum kadınKaranlık her sokaktaydın gizli bir köşedeydin 8. BENZETME Çoğunlukla cümle düzeyinde kullanılan, anlamı zenginleştirmeyi amaçlayan bir düşünceyi geliştirme yoludur. Paragrafın içinde yer yer bulunur, anlatım... Devamı

11 12 2008

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BİYOGRAFİSİ

ÇOCUKLUK VE GENÇLİK YILLARI (1881 - 1905)Kız kardeşi, Annesi, AtatürkMustafa Kemal Atatürk, 1881 tarihinde Selânik, Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi'nde bugün müze olan evde doğdu. 1839 doğumlu olan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır'a bağlı Debre-i Bâlâ (Yukarı Debre)'dandır. Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Bu çiftin Fatma (1871/72-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa (Kemal Atatürk) (1881-1938), Makbule (Boysan, Atadan) (1885-1956) ve Naciye (1889-1901) adında altı çocukları oldu. Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer sekiz yaşlarında iken, o senelerde salgın olan kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler. En küçük kardeş Naciye, Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nu bitirdiği sene, oniki yaşındayken verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybetti. Makbule Hanım 1956 yılına kadar yaşadı. Eğitim HayatıÖğrenim çağına gelen Mustafa, annesinin isteğiyle Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai (Şemsi Efendi Mektebi)'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selânik'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi. Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi'ndeki ev, Ragıp Bey'in evidir. Ali Rıza Bey yaşarken, Ahmed Sübaşı Mahallesi'ndeki Sanayi Mektebi karşısındaki evde oturmuşlardı.Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi'ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey "Kemal" adını ilave etti. F... Devamı

08 12 2008

BATTALNAME-DANIŞMENDNAME-CEMŞİD Ü HURŞİD

BATTALNAMESeyyid Battal Gazi'ye ait kahramanlık hikâyelerini içine alan bir eserdir. Battal Gazi, 8. yüzyılda Emevilerin Anadolu'da Bizanslılara karşı açtıkları savaşlarda "Battal" (kahraman) lakabıyla ün kazanmış Müslüman bir Arap kumandanı olup asıl adı Abdullah'tır. Bu Müslüman kumandan hakkında söylenen kahramanlık hikâyeleri ve menkıbeler, 11.yy. itibaren Türkler arasında büyük rağbet görmeye başlamış ve Battal Gazi, gazi-veli hüviyetiyle yüceltilerek destan kahramanı haline getirilmiştir.Battal Gazi ile ilgili menkıbeler, henüz yaşadığı sırada halk arasında yayılmaya başlamıştır. Daha sonra bilinmeyen bir yazar bunları toplamış, Haçlı Seferleri sırasında oluşan başka menkıbelerin de katılmasıyla Zâtü'l-Himme (ve ya Zü'l-Himme) adıyla anılan bir Arap halk öyküsü oluşmuştur. Bu kitapta Battal Gazi ancak ikinci bölümde ortaya çıkar. Birinci bölümde ise onunla ilgili menkıbeler Başkomutan Mesleme bin Abdülmelik'in arkadaşı Sahsah'ın başından geçmiş gibi anlatılır. Ayrıca Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki savaşları konu edinen Bizans halk öyküsü Digenis Akritas'ın da Battalname ve Betül-Himme ile benzer yönleri vardır.Türkçe Battalname'nin 11. yüzyıl sonları ile 12. yüzyıl başları yazıldığı sanılmaktadır. Battalname'nin Türk halk öykülerinin geleneksel yapısı ve anlatım özelliklerine uymaması, onun Zâtü'l-Himme'den ayrı (bugün kayıp) başka bir metnin çevirisi ya da uyarlaması olabileceği düşüncesini de güçlendirmektedir.Battalname'deki olaylar da Zatü'l-Himme'de olduğu gibi Malatya ve çevresinde geçer. 8. yyda Arap - Bizans savaşlarını, 9. yüzyılda Malatya'da kurulan Arap emirliğinin Bizans ordularıyla yaptığı savaşları, 10. yüzyıl ve 11. y&uu... Devamı

07 12 2008

TÜRK EDEBİYATI NAZIM TÜR VE BİÇİMLERİ

2. SEMAİAruzla ve heceyle yazılan olmak üzere iki türlü semai vardır.Heceyle yazılanlar koşmaya benzer. Tek fark dizelerin hece sayısıdır. Koşma 11 hece ile yazılırken semai sekizli kalıpla yazılır. Kendine özgü bir ezgiyle söylenir. Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır. Uyak düzeni aynıdır. Sevgi, güzellik, ayrılık ve doğa konularını işler. Karacaoğlan ve Erzurumlu Emrah bu alanda meşhurdur. 3. VARSAĞIToroslardaki Varsak (Avşar) boyunun özel bir ezgiyle söylediği türkülerden geliştirilmiş bir nazım biçimidir. Kendine özgü bestesi vardır. Epik şiirlerdir. Sert, yiğitçe bir söyleyişi vardır. Hayattan ve talihten şikâyet gibi konular da işlenir.Hecenin 8’li kalıbıyla yazılır. Genellikle “bre, bre hey, hey, be hey” gibi ünlem sözcüklerine yer verilir.Kafiyelenişi koşmayla aynıdır. Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır. Dadaloğlu ve Karacaoğlan varsağılarıyla ünlü iki şairdir.4. DESTANÂşık şirinin en uzun nazım biçimidir. (anonim destanlardan farklıdır.)Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı konuya göre değişir. Kimi destanlarda yüzü geçer. Savaşlar, kahramanlıklar, ayaklanmalar, kıtlıklar, doğal afetler, salgın hastalıklar, eşkıya ve ünlü kişilerin serüvenleri, gülünç olaylar, toplumsal taşlama ve eleştiri, atasözleri, hayvanlar destanlara konu olur. Destan koşma gibi kafiyelenir: abab cccb dddb... İlk dörtlüğün uyak düzeni: xbxb şeklinde de olabilir. Hecenin daha çok on birli kalıbıyla yazılır/söylenir. Sekizli kalıpla söylenenler de vardır. Destanların kendine özgü bir ezgisi vardır. Destanda da şair son dörtlükte mahlâsını söyler. Seyranî ve Âşık Ömer bu alanda ünlüdür.  C. ÂŞIK EDEBİYATI N... Devamı

15 11 2008

EDEBİ SANATLAR-SÖZ SANATLARI

DİVAN EDEBİYATINDA SANATLAR Teşbih Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatıdır.   Örneğin, "Tilki gibi kurnaz adam" bir teşpihtir. İnsan kurnazlığıyla bilinen tilkiye benzetilmektedir. Bir teşbih'te dört öğe bulunur: Müşebbehün-bin (benzetilen): Kendisine benzetilen, birbirine benzetilen nesne ya da kavramlardan nitelikçe daha güçlü, daha üstün olan. Örneğimizde "tilki". Müşebbeh (benzeyen): Birbirine benzetilen nesne ya da kavramlardan nitelikçe daha güçsüz, zayıf olan. Örneğimizde "adam". Vech-i şebeh (benzetme yönü): Birbirlerine benzetilen nesne ve kavramlar arasındaki ortak nitelik. Örneğimizde "kurnazlık". Edat-ı teşbih (benzetme ilgeci): Nesne ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç işlevi gören sözcük. Örneğimizde "gibi". Örneğin "Yol yılan gibi kıvrılıyor" dendiğinde, "yol" benzeyen, "yılan" kendisine benzetilen, "kıvrılıyor" benzetme yönü, "gibi" ise benzetme edatıdır. Teşbih, bu öğelerden bir ya da bir kaçının kullanılıp kullanılmamasına göre dörde ayrılır: Dört öğenin de bulunduğu teşbih teşbih-i mufassaldır (ayrıntılı benzetme). Örneğin, "Ahmet aslan gibi güçlüdür". Benzetme yönü bulunmayan teşbih teşbih-i mücmeldir (kısaltılmış benzetme). Örneğin, "Ahmet aslan gibidir". Burada "güçlülük" vurgulanmamıştır. Benzetme ilgeci bulunmayan teşbih teşbih-i müekkeddir. (pekiştirilmiş benzetme). Örneğin, "Ahmet kuvvetle aslandır". Bu teşbihde "gibi" ilgeci kullanıl... Devamı