15 11 2008

OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN EDEBİ METİNLER 2

Mesneviler işlediği konular bakımından şu türlere ayrılır:a. Cenk destanları mesnevisi: Savaş ve kahramanlık olaylarını şairin duygu ve düşüncesine göre işleyen mesnevilerdir. “Gazavatname” denir. İran edebiyatında Firdevsî'nin "Şehname" adlı eseri bu tür mesnevidir.b. Aşk hikâyeleri mesnevisi: İslâm dünyasının ortak ürünü olan aşk hikâyelerini konu alan mesnevilerdir. Şeyyad Hamza'nın "Yusuf u Züleyha", Fuzuli’nin "Leyla vü Mecnun" adlı mesnevileri bu tür eserlerdendir.c. Dinî ve tasavvufî konulu mesnevi: Din ve tasavvuf konularını işleyen mesnevilerdir. Mevlana'nın "Mesnevi" adlı eseri ile Süleyman Çelebi'nin "Vesiletü'n Necat (Mevlit)" adlı mesnevileri bu türe girmektedir.ç. Ahlaki ve didaktik mesnevi: Bilgi ve öğüt vermek amacıyla yazılan mesnevilerdir. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın "Kıyafetname" ile Nabi'nin "Hayriyye-i Nabi" adlı eserleri bu türe girer.d. Şehrengiz mesnevi: Padişah ya da devlet büyüklerinden birinin bir şehri ziyaretini veya şairin kendi şehrinin güzelliklerini anlatan mesnevilerdir. Lami'nin "Şehrengiz-i Bursa" ile Enderunlu Fazıl’ın “Zenanname” adlı mesnevisi bu tür bir eserdir.e. Mizahî konulu mesnevi: Toplumsal sorunları mizahî bir dille eleştiren mesnevilerdir. Şeyhî’nin “Harname” adlı mesnevisi bu türe girer. Manzum Hikâye: Nazım şeklinde yazılmış hikâyelere manzum hikâye denir. Diğer hikâyede olduğu gibi manzum hikâyede de serim düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Meydana gelen bir olay ve olayı yapan kişi ve olayın geçtiği yer ve zaman vardır.Türk edebiyatında Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy bu türde önemli eserler vermişlerdir. Orhan Veli Kanık ve bazı başka şairler de çeşitli fabl hikâyel... Devamı

15 11 2008

OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER

Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler             Edebiyat alanı içerisinde yer alan metinler kesin çizgilerle olmamakla beraber sanat eserleri ve düşünce eserleri olmak üzere ikiye ayrılır. Sanat eserleri, sanatçıların duygu, düşünce ve hayal dünyasından beslenen, imge ve izlenimlerle zenginleşen eserlerdir. Şiir, masal, hikâye, roman, tiyatro, sinema vb. bu grupta yer alan eserlerdir.Herhangi bir konuda bilgi vermek, okuyucuyu aydınlatmak amacıyla yazılan makale, fıkra, deneme, eleştiri, söyleşi gibi eserlere düşünce eserleri denir.Öte yandan anı, günlük, mektup gibi türlerde sanatçının anlatımındaki üslubuna göre sanat eseri ya da düşünce eseri sayılabilir.Bunlardan sanat eserleri bir olay çevresinde gelişirse kendi arasında anlatmaya bağlı sanat eseri ve göstermeye bağlı sanat eseri olmak üzere ikiye ayrılır. Masal, destan, hikâye, roman, halk hikâyeleri anlatmaya; komedi, trajedi, dram Karagöz, meddah, orta oyunu gibi türler de göstermeye bağlı sanat eserlerini oluşturur.Anlatmaya bağlı eserler ile göstermeye bağlı eserler bazı bakımlardan benzerlikler ve farklılıklar gösterir.Benzerlikleri:1. Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.2. Her iki türde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.3. Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.4. Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.5. Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çöz... Devamı

02 11 2008

DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ ve TÜRLERİ

A.NAZIM BİÇİMLERİ I. BEYİTLERLE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ   1. Gazel 2. Kaside 3. Mesnevi 4. Kıta 5. Müstezat II. BENTLERLE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ   A.TEK DÖRTLÜKLER: 1. Rubai 2. Tuyuğ (tuyuk)   B.MUSAMMATLAR Musammatlar dört ya da daha fazla mısralı bentlerden oluşan şiirlerdir.             a.DÖRTLÜLER : 1. Murabba 2. Şarkı 3. Terbi            b.BEŞLİLER    : 1. Muhammes 2.Tardiye 3. Tahmis 4.Taştir             c.ALTILILAR  : 1. Müseddes 2. Tesdis                   d.MÜSEBBA             e.MÜSEMMEN             f.MÜTESSA             g.MUAŞŞER            h.TERKİB-İ BEND            i.TERCİ-İ BEND   B. DİVAN EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ 1. Tevhit 2. Münacat 3. Naat 4. Mersiye 5. Methiye 6. Hicviye 7. FahriyeDİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİBeyitlerle Kurulan Nazım Biçimleri1. GAZEL : Sözlük anlamı “kadınlarla âşıkane sohbet etmek” olan Arapça bir sözcüktür. Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Konu bakımından lirik bir nazım biçimidir.Gazel, Türk edebiyatına bağımsız bir nazım biçimi olarak İran edebiyatı yoluyla girmiştir. Biçimde hiçbir değişiklik yapılmadan, Türk şairlerince en çok sev... Devamı

12 10 2008

İSLAMİ DÖNEM NAZIM ŞEKİLLERİ VE TÜRLERİ (ANONİM)

Bu dönem iki ana başlık altında incelenir.A) HALK EDEBİYATI B) DİVAN EDEBİYATI Halk Edebiyatı Şiir tür ve biçimleri ile söyleyenin bilinmesi gibi kriterlerle üç başlık altında incelenecektir. A1) Anonim Halk EdebiyatıA2) Aşık Halk Edebiyatı A3) Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı -(Tekke Edebiyatı)A1.ANONİM HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ VE TÜRLERİ Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu, sözlü geleneğe dayalı edebiyattır. Sözlü olduğu için, ürünler; halk arasında dilden dile geçtikçe zaman, kişi, yer unsurlarına bağlı olarak değişikliğe uğramıştır.* Anlatım, sözlü edebiyat geleneklerine uygundur. Süsten uzak, açık, net, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.* Daha çok; aşk, hasret, yiğitlik, ölüm gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenmiştir.TÜRKÜ                                                          Daima bir ezgiyle söylenen, düzenleyicisi bilinmeyen ya da unutulmuş olan, değişik konulardan söz eden, genelde hecenin 11’li kalıbıyla oluşturulan şiirlerdir. Türküler besteli şiirlerdir.UYARI: Daima bir ezgi ile söylenen "ninni" ve "ağıt" türleri de türkü kapsamındadır. Yani ninniler ve ağıtlar bağımsız bir nazım biçimi değil, türkü biçiminin türleridir. Bunlar da anonim ürünlerdir. Ancak koşma biçimindeki kimi ağıtların söyleyenleri bellidir; onlar da bestelendiklerinde türküleşirler.* Belli bir ezgiyle söylenir.* 7,8,11,14 ‘li ölçülerle söylenir... Devamı

12 10 2008

TÜRK DESTANLARI

Destan (Epope) Destanlar ulusların yazı öncesi çağlarında oluşmuş olağanüstü olaylarla, doğaüstü kahramanlarla ve kahramanlıklarla yüklü, öyküleyici özellikler taşıyan uzun şiirlerdir. Destanlar, eski çağlarda ezgiye eşlik etmeye en uygun biçimde, çoğunlukla nazımla düzenlenmiştir. Epik şiirin en güzel örnekleri olan destanlarda olağanüstü olayların, doğaüstü kahramanların, tanrıların savaşlarının yanı sıra; eski çağ insanlarının inanışları, yaratılış ve varoluş konusundaki düşünceleri; ulusların özlemleri ve düşleri de dile getirilir. Destanlar insanların olayları dinleme ve anlatma gereksiniminden dolayı kuşaktan kuşağa yayılmıştır. Destanların Doğuşu İnsanlar ilk çağlarda toplum ve doğa olaylarını anlamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrıyı düşündürdü: Gök gürlemesi Tanrının hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar Tanrının insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa olayını korkuyla karışık bir hayranlıkla izledi. Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri her olayı, olağanüstü olay ve hayallerle süsleyerek birbirlerine anlattılar. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, halk arasında yayılarak ortak bir eser haline geldi. Destanları anlatan her yeni ağız destanlara yalnız bir olay değil, dil ve söyleyiş güzelliği de kattı. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabildi. Destanlar, birçok doğa olayının çözüme ulaştığı dönemlerde bile yer yer önemini koruyarak köklü bir destan geleneğinin oluşmasını sağlamıştır. Zamanla, destan gelenekleri zenginleşen ulusların, destan şairleri yetişmiştir. Türk Destanları Bir ulusun destan sa... Devamı

12 10 2008

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

A. SÖZLÜ DÖNEM (  ?-8. YY.) Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdir. Yani başlangıçtan 8. yüzyıla kadar olan dönemdir.Ortaasya Türkleri sözlü edebiyatta çok ileri bir durumdadır. Bu dönem ürünleri tamamen sözlüdür ve genellikle şiir şeklindedir.Şiir, yüzyıllar boyunca sazla birlikte söylenmiş, edebî anlatımların kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamıştır. Sözlü edebiyat geleneğinin en önemli öğesidir. Bu gelenek yazılı edebiyatın yanında, İslamiyet’ten sonra da devam ederek Âşık edebiyatı geleneğini oluşturmuştur. İSLAMİYET’TEN ÖNCEKİ TÜRK ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ 1. Hepsi de hece vezniyle yazılmıştır. 2. Bütün toplumlarda olduğu gibi Türklerde de şiirin kaynağı dindir. 3. Şiirler genellikle sığır, şölen, toy, yuğ adı verilen törenlerde halk tarafından hep bir ağızdan söylenirdi. 4. Bazı şiirlerde mısraların hece sayısı değişik olabilmektedir. 5. Çoğu 4 ve 5 mısralı bentlerden (kıtalardan) oluşmaktadır. 6. Üç mısralı bentlerden oluşanlar veya bentlere ayrılmamış olanlar da vardır. 7. Bent sayısı sınırlı değildir. Çok kısa şiirlerin yanında çok uzun şiirler de vardır. 8. Şiirlerin hemen hepsinde alliterasyon ve kafiye vardır. 9. Kafiyelerin belli bir düzeni yoktur. 10. Bazı alliterasyonlu fakat kafiyesiz kıtalar da görülmektedir. Sözlü Dönemin Genel Özellikleri 1. Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır.2. Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı” denile... Devamı

12 10 2008

TÜRK EDEBİYATI DEVİRLERİ

TÜRK EDEBİYATININ DEVİRLERİ1) İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATIa) Sözlü Edebiyatb) Yazılı Edebiyat2) İSLAMİYETİN KABULÜNDEN SONRAKİ TÜRK EDEBİYATIa) Divan Edebiyatıb) Halk Edebiyatı* Anonim Türk Halk Edebiyatı* Dini –Tasavvufi Türk Halk Edebiyatı* Âşık Tarzı Türk Halk Edebiyatı3 ) BATI TESİRİNDEKİ TÜRK EDEBİYATIa. Tanzimat Edebiyatıb. Servet-i Fünun Edebiyatıc. Fecr-i Ati Edebiyatıd. Milli Edebiyate. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatıf. Beş Hececilerg. Yedi Meşalecilerh. Garipçiler( Birinci Yeniciler)i. Maviciler j. İkinci Yenicilerk. Günümüz Türk Edebiyatı1 ) İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATIBilinmeyen bir tarihte başlamıştır. İslamiyet’in kabulüne kadar devam ede gelmiştir. Atlı- göçebe kültürünün izlerini taşımaktadır. Ölüm, yiğitlik, savaş, aşk konuları en çok işlenen konular olarak göze çarpmaktadır. İki koldan gelişmiştir.A) SÖZLÜ EDEBİYATŞaman , kam baksı ozan adı verilen sanatçılar tarafından icra edilmiştir. Bu sanatçılar “kopuz”adı verilen bir saz aleti kullanırlardı. Doğuşu her ne kadar dini törenlere dayansa da zamanla din dışı konular da gelişmiştir.* Hece ölçüsü kullanılmıştır.* Aşk doğa ölüm konuları sık işlenmiştir.* Anomin özellik taşımaktadır.* Yarım kafiye kullanılmıştır.* Koşuk , sav, sagu ,destan başlıca ürünleri sayılır.KOŞUKKopuz eşliğinde “sığır” denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir. Günümüzdeki “koşma”ların ilk versiyonu sayılırlar. Kafiye şeması “aaab,cccb,dddb”şeklindedir.SAGUYuğ adı verilen ölü törenlerinde ölümün acısının hafifletmek amacıyla söylenen günümüz “ağıt”larının ilk versiyonuna denir. Hece ölçüsün&uum... Devamı

24 05 2008

PRATİK EDEBİYAT BİLGİLERİ

PRATİK EDEBİYAT BİLGİLERİ1. Sagu-ağıt-mersiye konu yönüyle ortaktır. Mersiye ölçü yönünden farklıdır.2. Koşuk, sagu ve destan İslamiyet öncesi dönemde, dörtlükler biçiminde, hece ölçüsüyle ve     genellikle yarım uyak kullanılarak söylenmiştir.3. Yapay destanlar, doğal destan sürecinden geçmeyen yazarı bilinen destanlardır.4. Orhun (Göktürk) Yazıtları 8.yy. da Orhun Irmağı kıyısında dikilen, yazılı edebiyatımızın ilk ürünleridir.5. Kutadgu Bilig, siyasetname olup, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan, didaktik özellikler taşıyan alegorik bir eserdir.6. Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet), Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevi) tasavvufî eserlerdir.7. Dede Korkut Hikayeleri, Oğuzların savaşlarını anlatan, destan devrinden halk hikayeciliğine geçişin ürünü olan, on iki hikayeden oluşan anonim ürünlerdir.8. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 13.yy. da yaşayıp insanlık sevgisini anlatan tasavvufçulardır.9. Risaletü’n-Nushiye (Yunus Emre), Divan-ı Kebir (Mevlana), Makalat (Hacı Bektaş-ı Veli) tasavvufu anlatan eserlerdir.10.İlahi (nefes-deme), şathiye, nutuk, devriye tasavvuf şiirinin dörtlükle oluşan türleridir.11.Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır.12.Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir.13. Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir.14.Seyranî (kişsel), Dertli (toplumsal) taşlama örnekleri vermişlerdir.15.Mani, “aaxa” uyak düzeninde, 7’li hece ölçüsü ve tek dörtlü... Devamı

08 05 2008

GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU-KÖY SEYİRLİK OYUNLARI

KARAGÖZ VE HACİVATKaragöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur.Karagöz oynatıcısına hayali, hayalbaz denir. Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar'dır. Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır.Bu iki karakterin gerçekten yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa nerede nasıl yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Anlatılanlar rivayete dayanır, zira gerçekten yaşamış olsalar bile büyük ihtimalle bahsedilen dönemde tarih kitaplarına girecek kadar önemli bulunmamışlardır.Rivayete göre Hacivat ve Karagöz, Orhan Gazi devrinde yaşamış cami yapımında çalışan iki işçidir. Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler. Orhan Gazi'nin, "cami vaktinde bitmezse kelleni alırım" dediği cami mimarı, caminin vaktinde bitmemesine Karagöz ve Hacivat'ı şikayet eder. Bunun üzerine bu ikili başları kesilerek idam edilir. Karagöz ve Hacivat'ı çok seven ve ölümlerine çok üzülen Şeyh Küşteri, ölümlerinin ardından kuklalarını yaparak perde arkasından oynatmaya başlar. Bu sayede Hacivat ve Karagöz tanınır. Karagöz ve Hacivat Hacivat'ın asıl adının Hacı İvaz olduğu söylenir. Hacivat karakteri düzeni temsil eder. Nabza göre şerbet verir. Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar. Rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı tasvirleri vardır.Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz&... Devamı

03 04 2008

CÜMLEDE ANLAM TEST SORULARI

CÜMLEDE ANLAM1.Aşağıdaki yargılardan hangisinin nedeni belirtilmemiş?A) Atamam kendimi denize, dünya güzelB) Bir defasında beli incindi, nasıl olduysa oldu, ayağı.C) Çokçuklar bir şey anlamıyor, daha çok küçükler.D) Yolculuk etmeyi oldum olası sevmiyorum.E) Yorgunluktan koltukta uyuyakalmış. 2.   I.Ben çevirilerimde metnin ruhunu taşıyabilmeyi esas alırım; zaten çeviri yapmak o edebi metni başka bir dilde yeniden yazmak değil midir?  II. Kimileri çeviriyi sözcüklerin sözlük karşılıklarını bulmakla karıştırıyor, o zaman da ortada edebi metin diye bir şey kalmıyor.  III. Çeviri yapmak en az bir eserin yazılma serüveni kadar zahmetli bir şey ve bence bir eserin altına yazarla çevirmenin adları yan yana yazılmalıdır.  IV. Çeviri yapmak elbette zahmetli bir iştir; ama bir esersin yazılma serüveniyle bu zahmet ne derece bir tutulabilir anlamıyorum.  V. Çeviri bir eseri çevirmenin kim olduğuna bakmadan kesinlikle satın almam ben;benim için eserin yazarının kim olduğu kadar önemlidir bu.  Yukarıdaki cümlelerden hangisi savunduğu düşünce bakımından diğerlerinden farklıdır?  A-I           B-II          C-III           D-IV           E-V 3.  I.Kim ne derse desin ödüller yazarları nitelikli eserler ortaya koymaya sevk ediyor.     II. Ödüller bir yazar için hiçbir şeydir bence; ödül kurumları da gereksiz.     III. Ödüllerin kitapların satışını olumlu etkilediğini hiç kimse inkâr edemez     IV. Ödüller birçok eseri kitap&cced... Devamı